3 Aşamalı Panik Atak Terapi Tekniğimiz

01

BİLİŞSEL FARKINDALIK: Öncelikle negatif düşüncelerden arındırma ile başlıyoruz. Kalp krizi geçireceğim, öleceğim, kontrolümü kaybedeceğim, bayılacağım gibi negatif düşüncelerinizle son defa vedalaşacaksınız. Bu düşüncelere sarılıp öpeceksiniz. Giderken bana bırakacaksınız. Ben bu tür düşüncelerin koleksiyonunu yapıyorum. Bilişsel terapi sürecinde farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. İşin önemli kısımlarından birisi budur. “İnsan bilmediğinin düşmanıdır”, diyor Hz.Ali. Korkunun temelinde bilmemek yatıyor. Sadece bilincin bilmesi değil bilinçaltının da bilmesi gerekiyor. Belirsizlik korkuyu pompalar. İlk işimiz panikatakla ilgili belirsizliği ortadan kaldırmak.

02

DUYGUSAL BOŞALIM: Çocukluk döneminden itibaren içinize attığınız, bastırdığınız kaygı, korku, endişe, sıkıntı, stres gibi ikincil duygular nereye gitti? Nereye gidecek işkembe-i kübraya doldurduk. Hayatımızı karartan şey yıllar içinde içimizde bastırdığımız, serbest bırakmadığımız duygularımızdır. “Korkma evladım korkacak ne var” diyor teyze. Çocuk korkudan zangır zangır titriyor. Korkma demesi kolay. Gel aynı durumda sen korkma. Korkan birisine “korkma” demek nasihattir ve hiç tutulmaz. Biz korkan birisine korku duygusunu boşaltması için teknik öğretiriz. Birkaç dakika içinde korkudan eser kalmaz. Bunun için gayet etkili duygusal boşalım tekniklerimiz var. Kendinizi kötü hissettiğiniz her an bu teknikleri uygulayarak dakikalar içinde rahatlarsınız. Duygularımız vücudumuzda yanma, sıcaklık, baş ağrısı, uyuşma, karıncalanma şeklinde ortaya çıkan enerjilerimizdir. Ben panikatak değilim ama bu duygusal boşalım tekniklerini her zaman kullanıyorum.

03

BİLİNÇALTI PROĞRAMLAMA VE HİPNOZ: Bilinçaltının programlanması panikatak sağaltımında en önemli noktalardan biridir. Bilinç farkındalığı oluşturulduktan sonra bilinçaltını da eğitmek lazım. Bilinçaltına yerleşmiş olumsuz çekirdek inançları 6 haftalık uygulanan panikatak – hipnoz cd seti ile değiştiriyoruz. Bilgisayarın harddiski neyse bilinçaltı da bizim için odur. Bilinçaltındaki olumsuz kodlamalara hipnoz ile format atıyoruz. Yine çocukluk döneminde yaşanmış olan travmatik olayların kesinlikle silinmesi, yeniden yapılandırılması gerekir. Kök olaylar değişmezse inançlarımız ve olumsuz düşüncelerimiz de değişmez. 13 Yıllık panikatak yaşayan 50 yaşındaki Haydar Beyi hipnoza aldım. Ataklar genellikle kapalı yerlerde geliyormuş. Evde tek başına kalamıyor. Odada otururken yanında muhakkak birisi olacak. Derin bir transa giren Haydar Bey 5-6 yaşlarına gitti. Kocaman avlusu olan bir ev… Evin bütün odaları avluya bakıyor. Temmuz sıcağı… Arkadaşları ile beraber saklambaç oynuyorlar. Küçük Haydar duvarda bulunan bir gömme dolaba giriyor ve saklanıyor. Çıkmak istediği zaman zorluyor ama kapaklar açılmıyor. Ağlamaya başlıyor. Korkuyor. Endişeleniyor. Diğer çocuklarda kapakları açamıyorlar. 15 Dakika sonra babası geliyor. Çocuğu çıkarıyor ama çok kızıyor ve bağırıyor. “Senin burada ne işin var. İyi olmuş sana. Bir daha çıkamayacağın yere girmeyeceksin”, diyor. Haydar beyin bilinçaltı panikatakla ilgili ilk olayı böyle hatırlıyordu. Olayı yeniden yaşattık. Yeniden programladık. Buna benzer olayların temizlenmesi gerekir. Bunların bilinçaltında kalması içerde büyüyen ur gibidir. Kesinlikle temizlenmelidir. Odaklanma Terapisi: Bu üç aşamalı terapi tekniğinin adına “Odaklanma Terapisi” diyoruz. Odaklanma terapisinin temeli panikatağın tersi bir sistem olmasında yatıyor. Atalarımız “insan düştüğü şekilde kalkar” demişler. Panikatak olumsuz çalışan bir sistem… Biz bu sistemi ters çevirdik ve faydalı hale getirdik. Mantığı çivi çiviyi söker. Zehir ve panzehir gibi düşünün. Ama çok boyutlu bir terapi tekniği… Çok da başarılı..

Türkiyede Sorduk panik atak nedir?

Kanal Türk - Panik Atak

Panik Atak'ın temel belirtileri

Panik atak'ın alt katmanları

Panik atağı tetikleyen negatif düşünceler

Panik atak yaşayan kişilerin kişilik özellikleri

Panik atak nedir?

Panik atağın belirtileri nelerdir?

Belgeler

Klinik Psikolog Asım EREN
Sonumut Psikolojik Hizmetler
SEVGİLİ PANİK ATAK OKUYUCULARIM .
Merhaba,Öncelikle biraz kendimden bahsetmek istiyorum.1970 Yılında İzmit te doğdum.Doğduktan kısa bir süre içinde göz içindeki damarların kuru olduğu anlaşıldı.

Hareketli,yerinde duramayan,toplum tabiriyle oldukça afacan ve bir o kadar neşeli bir çocukluktan sonra ilköğretimimi İstanbul da görme engelliler okulunda okudum. Ortaokulu Ankara da,liseyi Ankara Atatürk lisesinde başarılı ve parlak bir öğrenci olarak bitirdim.Üniversite eğitimimi Ankara Hacettepe Üniversitesinde Psikoloji bölümünü okuyarak tamamladım.Yüksek lisansımı İstanbul Maltepe Üniversitesinde yaptım.

Yaklaşık on üç yıl Saraybahçe Belediyesi Kreş Müdürlüğünde Psikolog olarak hizmet verdim.Uzun yıllardan beri kendi özel iş yerimde,konuşma bozuklukları,panik atak ve bir çok psikolojik konuda halkı bilinçlendirmekteyim. Zaman zaman okullarda,gazetelerin köşe yazılarında ve yerel, ulusal kanallarda insanları yapmış olduğum psikolojik araştırmalar konusunda bilgilendirmekteyim.

Ayrıca Yeditepe Üniversitesin de Hipnoz eğitimi de aldım.Hipnoterapistim.

Eğitim ve çalışmalarımdan kalan zamanlarda kişisel gelişim kitapları okumayı seviyorum,satranç oynamak,yürüyüş.yüzme gibi sporların yanı sıra amatörce ud çalıyor müzik dinliyorum.Vakit buldukça ülkemde ve yurt dışında gezilere katılıyorum.Tarihi,sanatı ,bilim ve teknolojiyi yakından takip ediyorum.Neşeli ve espirili olduğum kadar duygusal bir yapım var.
Sonumut Psikolojik Hizmetler
Merkezimiz 1993 yılından beri psikolojik sorunlar ile ilgilenmektedir. Binlerce insana psikolojik sorunları ile ilgili psikolojik eğitimler vererek nasıl daha iyi bir hayat yaşayacaklarının eğitimini verdik. Merkezimizde özellikle konuşma bozuklukları, vajinismus, panik atak, depresyon, obsesyon eğitimleri konularında yoğun çalışmaktayız. Merkezimizin İstanbul-Kadıköy, Kocaeli-İzmit olmak üzere iki yerde hizmet vermekteyiz. Son yıllarda psikolojik sorunlara eğilen “yaşam koçu”, “kişisel gelişim uzmanı” gibi adlar altında faaliyet yürütmeye çalışan ama ehil olmayan kişilerin çoğaldığı bir zamanda halkımıza bilimsel, faydalı, bilgi vermeye çalışıyoruz.

Son Blog Yazılarımız

Panik Atak Hakkında Sık Sorulan Sorular

Panik atak, aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleri olarak tanımlanır.
- Danışanların çoğu zaman “kriz” adını verdiği bu nöbetler yani panik atak birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde en yoğun düzeye çıkar. Çoğu zaman 10-30 dakika, seyrek olarakta 1 saat kadar devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.

Panik bozukluğu, tekrarlayan, beklenmedik panik atakları ve ataklar arasındaki zamanlarda başka panik ataklarının da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma. Panik ataklarının “kalp krizi geçirip ölme” , “kontrolünü yitirip çıldırma” yada “felç geçirme” gibi kötü sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma yada ataklara ve olası kötü sonuçlarına karşı önlem alarak (işe gitmeme, spor, ev işi yapmama, bazı yiyecek yada içecekleri yiyip içmeme, yanında ilaç, su, alkol, çeşitli yiyecekler taşıma gibi ) bazı davranış değişikliklerinin görüldüğü ruhsal bir rahatsızlıktır.

İlk Atak Başlıyor:
Hiçbir neden yokken ve birden bire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı yada baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma yada baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır. Kişi ‘kalp krizi ‘ geçirdiğini yada felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir ‘ölüm korkusu’ ya da ‘felç olma’ korkusu yaşar.
Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, ‘kontrolünü kaybetmeye’ yada ‘çıldırmaya başladığını’ düşünerek kendisine yada çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar ‘hiçbir şeyi yok’ ya da ‘stresten olmuş ‘ derler. Çoğu zaman sakinleştirici bir iğne yapılarak evine gönderilir.
Ataklar Tekrarlıyor:
Bir süre sonra panik atakları tekrarlar. Danışan, her yeni atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiçbir şey bulunmaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.
Beklenti Anksiyetesi Gelişiyor:
Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, kişi, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok arttırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.
Yoğun ve Sürekli Üzüntü:
Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.
Yoğun Davranışlar Değişiyor:
Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları ” felaketler” e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar. Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol / madde/ ilaç / kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzerede yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar. Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem alarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin / eşinin / ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür. Bu hastalar, gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.

Göğüs ağrisi yada göğüste sıkışma
Çarpıntı, kalbin kuvvetli yada hızlı vurması
Terleme
Nefes darlığı yada boğulur gibi olma
Soluğun kesilmesi
Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek yada bayılacak gibi olma
Uyuşma yada karıncalanma
Üşüme, ürperme yada ateş basması
Bulantı yada karın ağrısı
Titreme yada sarsılma
Kendini yada çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
Kontrolünü kaybetme yada çıldırma korkusu
Ölüm korkusu
Bir panik atağıda bu belirtilerden EN AZ 4 YADA DAHA FAZLASI bulunur.
Dörtten daha az belirtinin görüldüğü ataklara ise kısıtlı panik atağı adı verilir.

Panikatak Tedavisi Hakkında En Çok Sorulan Sorular

Panik bozukluğu, düzelebilen bir sorundur. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır.
Bunlar:
1. ilaç tedavisi
2. Bilişsel-davranışçı tedavisi
1.ilaç tedavisi:
İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek panik bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu soruna iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır. İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.
2. Bilişsel-davranışçı tedavi:
Bu tedavide iki amaç vardır.
1. Danışanın, aslında tamamen ‘zararsız’ olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.
2. ‘panik atağı gelirse’ endişesi ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden ‘alıştırılması’ amaçlanır.
Panik Atak için En iyi sonuç, bu iki tedavinin birlikte uygulanmasi ile alınmaktadir.
*Panik bozukluğu, kesinlikle ölüme ya da çıldırmaya veya felç olmaya yol açan bir rahatsızlık değildir.
*Doktorunuz önermedikçe korkularınız ile baş etmek için kalp, tansiyon, çarpıntı ilacı, vitamin, sakinleştirici ilaç ya da alkol kullanmayınız yada gerekir diye yanınızda taşımayınız.
*Sadece doktorunuzun önerdiği ilaç ya da ilaçları kullanınız
*İlacınızı doktorunuzun söylediği şekilde ve dozda kullanınız, o gün iyi ya da kötü oluşunuza göre dozu azaltıp arttırmayınız.
*Tamamen iyileşseniz bile doktorunuza danışmadan tedavinizi kesmeyiniz.

Panik bozukluğunun neden olduğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır:
1. Panik bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşmaktadır.
2. Panik bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda ortaya çıkan ve tamamen ‘doğal ve zararsız’ olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da ‘kalp krizi geçiriyorum, öleceğim’ ,’çıldırıyorum’ ‘felç olacağım’ şeklinde yanlış yorumlanması sonucu ile oluşur.

Panik bozukluğu psikiyatrist ve psikologlar tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır. Öyle ki, toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4' ü bu sorunu ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu problemi yaşamaktadır.
Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar.
Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.

Danışanların %60' ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak yada köprülerden geçemez, Pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar. Bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler.

ÜST